İnşaat sektörü 2016'da büyümeye devam edecek!
Gayrimenkul sektörü son yıllarda hızlı bir büyüme trendi içinde. Türk insanının hayat standardının yükselmesine paralel olarak nitelikli projelere olan talep de her geçen yıl artıyor. Bu doğrultuda büyümesini istikrar içerisinde sürdüren inşaat sektörü de birbiri ardına nitelikli konutlar üretmeye devam ediyor. Döviz kuru geçtiğimiz yaz aylarında hızlı bir yükseliş kaydetti. Bu artış ve döviz karşısında değer kaybeden TL ile üretim giderlerini döviz üzerinden yapan inşaat sektörü ve dolayısıyla proje üretici firmalar da bu durumdan oldukça etkilendi. Ancak yaz aylarının genel durgunluğu, siyasi belirsizlikler, artan terör olayları gibi pek çok olumsuz etkenin de varlığına rağmen firmalar artan maliyetlerini nihai tüketicilere yansıtmamayı tercih etti. Sektör, büyümesini sürdürürken bölgede yaşanan gelişmeler, ekonomik ve siyasi dalgalanmalar sektörü etkileyen başlıca faktörler oluyor.

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün, inşaat sektöründeki üretimin 2014 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomideki yavaşlama paralelinde önemli ölçüde hız kestiğini belirterek, 2014'ün son ve 2015'in ilk çeyreğinde gerileyen sektörün yılın üçüncü çeyreğinde ikinci çeyrek ile aynı oranda yüzde 1,90 oranında büyüme ile GSYH'ya 0,1 puan ile sınırlı düzeyde katkı sağladığını söyledi. 2015 ilk çeyreğinde 7,8, ikinci çeyreğinde 2,2 azalan kamu inşaat harcamalarının üçüncü çeyrekte yüzde 1,6 oranında arttığını ifade eden Yenigün, ilk çeyrekte yüzde 0,9 oranında küçülen özel sektör inşaat harcamalarının ise ikinci çeyrekte yüzde 3,2, üçüncü çeyrekte yüzde 1,5 oranında arttığını açıkladı. Sektörel performansın son dönemde ekonomik büyümenin oldukça altında seyretmesinin, sektörün ekonomideki gelişmelere çarpan etkisiyle tepki veren yapısal özelliği nedeniyle sürpriz olmadığına vurgu yapan Yenigün, "İnşaat sektöründe gelişmelerin ve büyüme oranlarının önümüzdeki donemde de ekonomiye paralel ve yatay bir seyir izlemesi beklenmektedir. Yurtiçinde son dönemdeki altyapı yatırımlarında ağırlık kamu-özel sektör işbirliği (KÖİ) projelerine kaymış durumdadır. Bu kapsamda gerçekleştirilmekte olan alt yapı yatırımları arasında, Avrasya Tüneli, Gebze-İzmir Otoyolu, 3'üncü Köprü ve 3'üncü Havalimanı gibi büyük ölçekli projelerin inşaatı sürmektedir. Önümüzdeki donemde de altyapı yatırımlarının liman, hızlı tren, metro ve otoyol projeleri ile sürmesi beklenmektedir. Ayrıca, devam eden entegre sağlık kampüsleri ve hastane projeleri, kentsel dönüşüm süreci ve konut satışlarının iç piyasaya canlılık katmaya devam edeceği değerlendirilmektedir" dedi.

Yenigün, Türk müteahhitlerin en önemli pazarları arasında yer alan Libya, Irak ve Rusya başta olmak üzere Ortadoğu'daki gelişmelerin problem teşkil etmeye devam ettiğini söyledi. Bu gelişmelere karşın. Ekonomi Bakanlığı'nın verilerine göre 2015 yılında yurtdışında 19.4 milyar dolar değerinde 156 yeni proje üstlenildiğini dile getiren Yenigün, bu dönemde üstlenilen projelerin ülkelere göre dağılımında ilk beş ülkenin sırasıyla Rusya, Kuveyt, Türkmenistan, Cezayir ve Suudi Arabistan olduğunu aktardı. Yenigün, bu dönemde Kuveyt'te üstlenilen 4.3 milyar dolar tutarındaki Kuveyt Uluslararası Hava Limanı projesinin bir Türk firmasının bugüne kadar tek başına aldığı en büyük proje olduğunun altını çizdi. Türk müteahhitlik firmalarınnın 1972'den 2015 sonuna kadar 107 ülkede üstlendiği 8 bin 662 projenin toplam bedelinin 322 milyar dolara ulaştığını belirten Yenigün, sözlerine şöyle devam etti:

"Önümüzdeki dönemde sektörün iş hacminin sektörün ana pazarlarındaki jeopolitik çalkantıların yanı sıra, Rusya ekonomisi kaynaklı risklerin etkisi altında kalmayı sürdüreceği değerlendirilmektedir. Toplam yurtdışı iş hacminin yaklaşık yüzde 35'ını oluşturan Libya, Irak ve Rusya pazarlarından doğacak kaybı dengeleyebilecek yeni fırsatlar için, Sahra Altı Afrika ve Güney Amerika ülkelerindeki potansiyel yatırımlar takip edilmektedir. Türk inşaat sektörü için büyük potansiyel arz eden pazarlar olan Sahra Altı Afrika ülkelerinde, Türk müteahhitlik firmaları tarafından 2015 yılında 1.2 milyar dolar tutarında iş üstlenilmiştir. Kongo, Gana, Mali ve Nijerya bu dönemde öne çıkan ülkelerdir. İran'a uygulanmakta olan ekonomik ambargoların kalkmasının ardından, ülkenin yatırım ortamında gerçekleşecek olumlu seyrin Türk müteahhitleri için de fırsatlar yaratabileceği düşünülmekle birlikte, bu konuda Iran ve Türkiye arasındaki siyası gelişmelerin belirleyici olacağı öngörülmektedir."

Ertuğrul Şen: "Yalıtım sektörü, büyümeye ve gelişmeye çok açık bir sektör haline geldi"
Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneğı'nın (IZODER) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ertuğrul Şen de, 2002'de yaklaşık 1 milyar TL ciro yapan yalıtım sektörünün 12 kattan fazla büyüyerek bugün 12 milyar TL ciroyu aştığını söyledi. Yalıtım sektörünün, enerji verimliliği kavramının giderek önem kazandığı günümüzde, büyümeye ve gelişmeye çok açık bir sektör haline geldiğini ifade eden Şen, "Kamu ve kamuoyu bilinçlendıkçe, yalıtım uygulamaları, binalarda enerji verimliliğini sağlamanın vazgeçilmez unsuru olarak gelişmeye devam edecek. Bu kapsamda, yalıtım sektörünün 2016 yılında da hızla büyümeye devam edeceğine inanıyoruz" dedi. Şen, 20 milyon konutun bulunduğu Türkiye'de 2002'den bu yana sadece 3 milyon adedinin yalıtımının yapıldığına dikkat çekti.

1 Ocak 2011'de yürürlüğe giren Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği gereğince; yeni inşa edilen binalar için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) alınmasının zorunlu olduğunu hatırlatan Şen, "Mevcut binaların ise 2017 yılına kadar bu belgeyi alması gerekiyor. Artık ev alırken, satarken ya da kiralarken sadece konumuna, manzarasına, oda sayısına değil kimlik belgesine de bakılıyor. Binaların ne kadar enerji harcadığını gösteren EKB aynı zamanda sınıfını da belirliyor. EKB alacak binaların A-B ve C sınıfı performansına yükselebilmeleri için en etkin yol ısı yalıtımı yaptırmaktır. Bu bakımdan önümüzdeki yıllarda ısı yalıtımı uygulamalarının büyük bir ivme kazanacağını düşünüyoruz. Ayrıca 'Enerji Verimliliğin Geliştirilmesi Programı Eylem Planları' etkin bir şekilde uygulamaya geçerse ve su yalıtımında çok önemli olan 'Su Yalıtımı Yonetmelığı'nın kısa sürede tamamlanıp kentsel dönüşüm uygulamaları içinde çok önemli olan yapı güvenliği açısından zorunlu uygulamaya geçilirse, sektör çok önemli bir gelişme sağlayabilir. Sektör açısından çok önemli olan bu şartların, mutlaka önümüzdeki kısa veya orta vadeli süreçte oluşacağına inanıyoruz" açıklamasında bulundu.

Yavuz Işık: "Kentsel dönüşüm sektörümüzün merkezinde olacak"
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Işık, 10 milyar lira ciroya sahip olan hazır beton sektörünün 2015 yılında kentsel dönüşüm ve kamu alt yapı yatırımları ile bir önceki yılın rakamlarını yakaladığını belirterek, 2016 yılında inşaat sektörünün canlanmasına paralel sektörün de hareketleneceğini söyledi. Kentsel dönüşümün 2015'ın en önemli konularından bin olarak öne çıktığını, 2016'da da konunun sektörün merkezinde olacağını belirten Işık, "Halen süren kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi planlanan bölgelerde kalitesiz beton ile üretilen yapılar da yer alıyor. Bu çerçevede daha 7 milyon konutun yenileneceği goz önünde bulundurulduğunda, özellikle yeni yapılarda KGS belgeli beton kullanımı Türkiye yapı stoğunun uzun ömürlü, ekonomik ve depreme dayanıklı olmasına katkı sağlayacak. Kentsel dönüşüm projesi için yaklaşık 600 milyar lira maliyet çıkıyor. Tabii bu harcama 10 senelik bir zaman diliminde yapılacak. Bütün bu gelişmeler ise önümüzdeki 5-10 yıllık süreçte hazır betonun en fazla kullanıldığı ülkelerden birinin de Türkiye olacağını gösteriyor. Hem dünyanın hem de Avrupa'nın gözü bizim üzerimizde olacak. Türkiye'de kamu kaynaklı 3'üncü Havaalanı inşaatı, 3'üncü Köprü, Avrasya Tüneli, İstanbul-İzmir Otoyol projesi gibi büyük projelerimiz var. Ayrıca kamu hastaneleri projeleri ve Türkiye'nin gündeminde olan kentsel dönüşüm projelerinin hepsinde çok ciddi miktarda beton kullanılacak, işin sevindirici tarafı, Türkiye'de beton teknolojisi ve bu teknolojiye bağlı olarak makine ekipmanları da her gün yenileniyor. Bunların bir kısmı da ihraç ediliyor. Türkiye beton ekipmanların da önemli bir ihracatçı ülke konumuna geldi" diye konuştu.

M. Nazım Yavuz: "Yasal düzenlemeler, 2016 yılında sektördeki hareketliliğe ivme katacak"
Çatı Sanayici ve İş Adamları Derneği (ÇATIDER) Yönetim Kurulu Başkanı M. Nazım Yavuz da, çatı sektörü olarak, Avrupa'da yaşanan krizin ülkemize yansımaları, döviz kurundaki hızlı artış, ülkedeki siyasi konjonktür ve bu nedenle özellikle kamusal işlerde duraklamalar sonucunda 2015 yılını, 2014 yılına göre daha durağan geçirdiklerini belirterek, 2015 yılındaki sektördeki büyümenin 160 milyon metrekareye ulaşacağını düşündüklerini söyledi. 2016 yılında sektörün büyümesini sürdüreceğini öngördüklerini ifade eden Yavuz, "2015 yılında sektörümüzün yüzde 5-6 oranında büyüyeceğini düşünüyoruz. Çatı sektörünün hareketliliği inşaat yatırımlarına doğrudan bağlı olduğundan, kentsel donuşum projelerinin sektöre ivme vermesi bekleniyor. Ayrıca Enerji Verimliliği Kanunu, Binalarda Isı Yalıtımı ve Enerji Performans Yönetmelikleri, EKB uygulaması, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanılmasına yönelik yasal düzenlemeler, 2016 yılında da sektörel hareketliliğe ivme katacaktır.

Sektörümüzün öncelikli hedefi dünya pazarlarındaki payını artırmak. Önümüzdeki dönemde kentsel dönüşümün de etkisiyle iyimser bir tabloda çatı sektöründe 2016 yılı için ilave 250 milyon dolar ilerideki yıllar için yine ortalama ilave 250 milyon dolar ile 500 milyon dolar arasında büyüme hedefi tahmin etmek mümkün. Bunu başarabilmek için elimizdeki fırsatları iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye'nin istikrarla büyüyen sektörleri arasında yer alacağımıza inanıyoruz. Sektördeki iş gücünün geliştirilmesi amacıyla yürüttüğümüz eğitim çalışmaları da, hedeflerimize ulaşmamızı kolaylaştıracak" dedi.

Ahmet Yiğitbaşı: "Boya sektörü yüzde 5 büyüdü"
Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yiğitbaşı da, boya sektörünün 2015 yılında yüzde 4-5'lık bir büyüme gerçekleştiğini tahmin ettiklerini kaydederek, "2016 yılının sektör açısından hayli değişken ve riskli bir ortam oluşturma ihtimali içinde değerlendirme yapmamız gerekiyor. Bütün temennimiz 2016 yılında makro ve mikro alandaki, ulusal ve uluslararası gelişmelerin düşük riskli olarak gerçekleşerek ekonomik alanda gelişim hızının yükseltilmesidir. Bu alanda hükümetin yeni bir reform paketi ile beraber ciddi girişimler içinde olması ekonomik büyümemizi pozitif yönde etkileyecektir" dedi.

Sektörün bugün 3 milyar doları aşan bir ekonomik güce sahip ve yıllık ihracatının (boya, hammadde ve yardımcı maddeler olmak üzere) 1 milyar dolara yaklaştığını ifade eden Yiğitbaşı, sektörün 200 bin kişiye istidam olanağı yarattığını söyledi. AB genelindeki ülkeler dikkate alındığında sektörün son 10 yıllık trendinin önemli bir başarıyı getirdiğini anlatan Yiğitbaşı, "Boya sanayimiz 2000-2014 döneminde önemli bir üretim ve yatırım sürecine girdi. Bugün yaklaşık yıllık 900 bin ton üretim gücüne sahibiz. Bu dönemde boya sanayimiz Avrupa'nın 6'ncı büyük üreticisi olma konumundan süratle çıkarak 4'üncü büyük boya üreticisi ülke konumuna geldi. Aynı dönemde kişi başı boya tüketimi 6 kilogramdan, 11 kilograma yaklaşmış durumda. Gelişmiş ülkelerdeki tüketim oranlarını dikkate alarak kişi başı tüketimin orta ve uzun vadeli dönemde 20-25 kilogram seviyelerine çıkartılması hedeflenmekte. Ayrıca bu dönemde boya sanayimiz üretim teknolojisi ve kalitesi açısından birçok AB ülkesiyle rekabet edebilir seviyeye yükseldi. Alt üretim alanları dikkate alındığında inşaat boyaları ve sanayi grubu boyalarda önemli üretim kapasitelerine ulaşıldı" diye konuştu.

Veysel Yayan: "Çelik sektörü hükümet programının uygulanmasını bekliyor"
Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan da, 2015 yılının çelik sektörü açısından kayıpların derinleştiği bir yıl olarak geçtiğini söyledi Ham çelik üretiminin yüzde 8 oranında düşüşle 31.5 milyon ton seviyelerinde kaldığını belirten Yayan, "İhracat miktar yönünden yüzde 6 civarında düşerken, ithalat yüzde 40'ın üzerinde artış gösterdi. Bu olumsuz gelişmeler, Türkiye'nin çelik tüketiminin yüzde 12 civarında artış gösterdiği bir yılda gerçekleşti. Sektörün kapasite kullanım oranı yüzde 62 seviyesine gerilerken, ithalattaki keskin artış nedeniyle, Türkiye'nin çelik ürünleri ihracatının ithalatı karşılama oranı, yüzde 100'ün altına düştü ve Türkiye, çelik ürünlerinde net ithalatçı oldu. Artan yurtiçi çelik tüketimi, daha fazla ithalat yapılarak karşılandı" dedi. Yayan, Hükümetin açıkladığı programda yer alan "yurtiçi üretimi arttırma ve ithalata bağımlılığı azaltma perspektifi" ve 2016 Yılı Eylem Planı'nın 158 Nolu Eyleminde ifadesinde bulunan "İthalata Olan Bağımlılığın Azaltılması Programının hedefleri ve vizyonunun gereği olan tedbirlerin alınacağına ilişkin beklentilerin devam ettiğini söyledi. Yayan, Hükümetin belirlediği hedeflerin ve oluşturduğu programın kağıt üzerinde bırakılmayacağını ve uygulamaya aktarılarak, çelik sektörünün ve bir bütün olarak Türk ekonomisinin gelişmesine destek sağlayacağını ümit ettiklerini ifade etti.

Yılın ilk 11 aylık döneminde, Çin'den yapılan çelik ithalatının yüzde 264 oranında artışla, 2.73 milyon tona, Rusya'dan yapılan çelik ithalatının yüzde 86 oranında artışla 4 milyon tona ulaştığını dile getiren Yayan, "Bu veriler Türkiye'nin hedef haline geldiğini net bir şekilde gözler önüne seriyor Türkiye'nin toplam çelik ürünleri ithalatının yüzde 38'ını oluşturan 6.7 milyon tonluk kısmının sadece 2 ülkeden yapılmış olduğunu gösteren veriler de bu tesbitı destekliyor Bu kadar net bir tabloya rağmen, 2015 yılında uygulanan gümrük vergilerinin aynen muhafaza edilmesi, sektörün yaşadığı ciddi sıkıntıların goz ardı edildiği intibaını veriyor" diye konuştu.

Dahilde İşleme Rejimi konusunda adım atılmamasının, içerisinde bulunulan olumsuz şartları ağırlaştırdığına dikkat çeken Yayan, "Üstelik hafta sonu ve bayram tatillerinde gece tarifesi uygulanmasının talep edildiği ve sektörün bıçak sırtı marjlarda ayakta kalma mücadelesi verdiği bir dönemde, söz konusu taleplere olumlu cevap vermek yerine, Aralık 2015 faturalarına yüzde 6 olarak ifade edilen ortalama zam oranına kıyasla, çelik sektörünün en yoğun kullandığı enerji tarifesi olan gece tarifesine yüzde 16 gibi olağanüstü yüksek zam yapılmış olması, sektörde ciddi rahatsızlığa yol açmış bulunuyor. Türk çelik sektörü olarak atıl kapasitesi bile Türkiye'nin üretiminin 13 misline ulaşan ve almış olduğu devlet desteklen ile dünya çelik piyasalarını tahrip eden olağanüstü büyüklükteki Çin çelik sektörü yanında, Çinli üreticilerin etkisi ile benzer fiyat politikaları uygulayan Rusya ve Ukrayna çelik sektörleri karşısında savunmasız bırakılmış olmanın karamsarlığını yaşıyoruz" dedi.

Hamit Demir: "Yabancıya satış konusunda sektör desteklenmeli"
Demir İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Hamıt Demir de, 2015 yılının yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen bir önceki yılın satış rekorunun kırıldığı bir yıl olduğunu dile getirdi. Sektörün 2015 yılını 1 milyon 250 bin konut satış rakamını aşarak kapatacağını ve 2016 yılının ise umut yılı olacağını söyleyen Demir, sözlerine şöyle devam etti: "2015 yılına büyük bir beklenti ile girmiştik. Yıl içerisinde iki seçim yaşanması açıkçası beklemediğimiz bir durum oldu. Fakat yılın sonunda yakalanan siyasi istikrar ile 2016 yılındaki beklentilerimiz de arttı. 2015 yılını rekorla kapatacağımız artık bir gerçek. Üstelik sektör olarak bunu durgun kabul edilen bir yılda başarmış olmak ayrıca takdir edilmesi gereken bir konu."

Demir İnşaat olarak siyasi belirsizliklerin gölgesinde kalan 2015'te var olan projelerini devam ettirmenin yanı sıra, kentsel dönüşüm projeleri de geliştirmek üzere çalışmalar yürüttüklerine işaret eden Demir, 2016 yılında yeni projelerini bir bir hayata geçirip atak yapmayı planladıklarını da vurguladı. Ortadoğu coğrafyasından istikrarlı, demokratik ve barış ikliminin hâkim olduğu tek ülke olarak yabancı yatırımcıların ilgisini çeken ve bir cazibe merkezi olan Türkiye'nin 2012 yılında çıkarılan Mütekabiliyet Yasası ile yabancıya gayrimenkul satışı konusunda elinin çok güçlendiğini belirten Demir, "Kurumsal ve bireysel yabancı yatırımcıların sayısının önümüzdeki dönemde daha da artmasını bekliyoruz. Diğer yandan yasanın güçlendirilmesi de ayrıca sektör olarak talebimizdir. Biz, yabancıya satışın bir ihracat olduğuna inanıyoruz. Ülkeye buradan çok ciddi miktarda döviz girişi var. Bunun daha da artırılması ve sektörün bu konudaki hareket alanının genişletilmesi için bir dizi düzenleme yapılmalı. Özellikle yurtdışı tanıtımların yapılması konusunda yabancıya satış yapan şirketler desteklenmeli" diye konuştu. Türk insanının hayat kalitesinin yükselmesi ve depreme dayanıklı konut talebinin sektörün büyümesini sağladığını, bu bağlamda kentsel dönüşümün hızlandırılması için de birtakım düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Demir, şunları söyledi:

"Kentsel dönüşüm çürük yapı stokunun yenilenmesi için bir fırsattır. Çürük yapı stokunun 6,5 milyon olduğu ülkemizde depreme karşı önlem almak için bu yapıların bir an evvel yenilenmesi gerekiyor. Fakat kentsel dönüşüm konusunda sahada işler sanıldığının aksine çok yavaş ilerliyor. Yasanın çıktığı günden 2013 yılına kadar çalışmalar düzenli yürüyordu. Fakat son yıllarda çalışmaların önü tıkanmaya başladı. Dönüşümün önünü tıkayan hem bürokratik hem de yasal engeller var. Önerimiz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı içerisinde kentsel dönüşüm alanında çalışacak bir Bakan Yardımcılığı oluşturulmasıdır. Böyle bir makam çalışmaların hem düzenli hem de hızlı ilerlemesi için gereklidir."

Paşa Karadeniz: "İstikrar stabilitesini sağlamalı"
2013 yılından bu yana devam eden siyasi belirsizlik ve ard arda gelen seçimlerin Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkilediğini, bu olumsuzlukların reel piyasalara etkisinin 2015 yılına kadar devam ettiğini belirten Karden İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Paşa Karadeniz de, Türkiye'nin başarısı için ekonominin ve istikrarın artık stabilitesini sağlaması gerektiğini söyledi. Gayrimenkul sektöründe şimdiye dek yapılan en efektif iyileştirmelerden birinin Mütekabiliyet Yasası'nın yürürlüğe girmesi olduğuna işaret eden Karadeniz, "Bu yasa ile birlikte Türkiye'deki inşaat firmaları, 2013 yılından itibaren öncelikli olarak komşu ülkelerden ciddi oranda talepler aldı. 2014 yılında bu talepler yerini satın almaya bıraktı. 2015 yılında da bu talep ve satışlar artık resmen oturuma döndü. 2016 yılında da Türkiye'den yabancı ülke vatandaşlarının konut alımı devam edecektir" diye konuştu. Yabancıya satış konusunda Türkiye'nin doğru tanıtılması ve doğru pazarlanması gerektiğini belirten Karadeniz, aksi takdirde araya giren aracı ve komisyoncu olarak nitelendirilen bazı firmaların yabancıların konut alımlarını ötelediklerıne vurgu yaptı. Konut satışının 2016 yılında bir kurum tarafından mutlaka denetlenmesi gerektiğine işaret eden Karadeniz, sözlerine şöyle devam etti:

"Şu anda bu sektörde bir boşluk var. Bu boşluk da niteliksiz acentelerin işini kolaylaştırırken, bizler gibi işini düzgün yapan firmaları zor durumda bırakıyor. Bu durumun kayıt altına alınıp kontrol edilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Elimizdeki bu ticaret kanalına 2016 yılında sahip çıkmamız ve korumamız gerekiyor. İnşaat sektörü kentsel dönüşümde artık 2016 yılında ciddi bir ivmelenme bekliyor, Master planlarla dönüşüm yapılması ve kentsel dönüşümde inşaat firmalarının önünü tıkayan sorunların 2016 yılında ortadan kalkmasını diliyoruz. Umarım ülkemizin de içerisinde yer alan coğrafyada 2016 yılı barış yılı olur."

Mehmet Gür: "Yılda 600 bin konut talebi karşılamıyor"
Ortadoğu Grup icra Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Gür de, "2015 yılı içinde iki seçimin birden yapılması inşaat sektörünü bazı aylarda durağanlaştırmasına rağmen, genel olarak ekonomimizin güçlü olması sayesinde iyi bir yıl geçirdiğimizi söyleyebilirim. Ayrıca seçim sonuçlarının tek parti iktidarı ile sonuçlanmasını önümüzdeki dönemde ekonominin daha da güçleneceğinin habercisi olarak görüyorum. 2015 yılı TÜİK konut satışı verilerine baktığımızda sektörün sadece ocak ve eylül aylarında bir düşüş yaşadığını diğer aylarda ise 2014 yılına göre ortalama yüzde 10 oranında artmış olduğunu görüyoruz. Ayrıca 2015 yılının Ocak-Eylül döneminde toplam konut satışı 936 bin 615 adet olarak açıklanmıştı. Bu rakamın yıl sonunda 1 milyon 250 bini bulacağını düşünüyorum" dedi. 2016 yılında konut talebinin daha da artacağını ifade eden Gür, "Sektördeki konut talebi ekonomideki istikrar ve gelir seviyesiyle paralel olarak artıyor. Türkiye'de her yıl yaklaşık 600 bin konut inşa ediliyor olmasına rağmen bu sayı beklenen talebin çok altında kalıyor. Uluslararası kurum ve kuruluşların raporlarını incelediğimizde Türkiye'nin 2016 yılında da konut sektöründe büyümeye devam edeceğini ve ülkemizde büyük ölçüde karşılanmayı bekleyen bir talep olduğunu görüyoruz. İnşaat sektörü güven endeksinin 84,29 değerinin ise genel seçim sonrasında bir anda pozitife dönen algının en net göstergesidir.inşaat güven endeksinde Kasım ayında görülen bu gelişme, sektörün 2016 yılına pozitif bir başlangıç yapacağına işaret ediyor. Bu talep çerçevesinde Ortadoğu Grup olarak 2016 yılında da birçok yeni projenin startını vereceğimizi söyleyebilirim" diye konuştu.

Eyüp Akbal: "2016 sektör için parlak bir yıl olacak"
2016 yılının yükselen satışlarla birlikte her şeye rağmen iyi bir yıl olacağını belirten Fuzul Grup Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Eyüp Akbal da, Türkiye'nin yabancı yatırımcılar için çekim merkezi olmaya devam edeceğini vurguladı. Akbal, "Yaz aylarında yaşanan olağan durgunluk, 7 Haziran ve 1 Kasım'da yapılan seçimler hemen her sektörü bir miktar sekteye uğrattı. Gayrimenkul sektörü, özellikle eylül ayında keskin bir düşüş yaşadı ancak yerli ve yabancı alımlarda yaşanan 'bekle-gör' surecinin ardından yeniden yükselişe geçti. Piyasalarda sağlanan güven ve istikrar ortamı sayesinde 2015 yılı son ıkı ay ile bir önceki yıla oranla daha yüksek satış rakamlarıyla kapanış yapacak gibi görünüyor" dedi.

Fuzul Yapı olarak ev sahibi olmak isteyenleri düşünerek, fiyat artışına gitmediklerini ama konut üretmeye, yatırım yapmaya devam ettiklerini dile getiren Akbal, "Olimpa Park Evlerını'nı teslim ettik, Vadıyaka Başakşehir projesini gerçekleştirdik. 2016 yılı bizim için yine yatırım yılı olacak Başakşehır'de yeni aldığımız arazı için büyük bir yatırım gerçekleştireceğiz. Kentsel dönüşüm projelerine hız verilmesi, çalışan maaşlarının artması, büyük projelerin hız kesmeden devam etmesi 2016 yılında gayrimenkul sektörünün yuzunu güldürecek. İstanbul'da yüzde 20-30, Türkiye genelinde ortalama yüzde 10 ila 15 arasında konut fiyatlarının artmasını öngörüyoruz" dedi.

Ülkemizde gayrimenkulun hala en önemli yatırım araçlarından biri olmaya devam ettiğinin altını çizen Akbal, 2016 yılında İstanbul'un en hızlı değer kazanan ve gelişen ilçelerinin Başakşehir, Esenyurt, Beylikdüzu, Pendik, Sancaktepe ve Kartal olacağını söyledi. Akbal, "Seçimlerden sonra hükümetin 'ilk 100 gün' programında gayrimenkul sektörüne yönelik net adımlar atılacağını ifade ederek, 2016 yılında rekorlar kırılabileceğını ve bu yükselişin yabancı yatırımcının da yüzünü güldüreceğini söyledi.

Emre Katırcı: "Konut sektörü hareketlenecek"
Lema Grup Yönetim Kurulu Başkanı Emre Katırcı da, "TUIK verilerine göre konut satışları, 2015 yılının Ocak ve Eylül ayları aralığında düşüş göstermekle beraber, kasım ayında Türkiye genelinde 106 bin 8 konut satışı gerçekleşmiş durumda. Bu rakam geçen yıla oranla yüzde 2,1 artış göstermiş. İkinci el satışların ise 2015 yılı içinde geçen yıla göre duşuş gösterdiği gözlemleniyor. Dolayısı ile yılın son çeyreğinde hareketlenme başladı ve bu dalga 2016 da devam edecek diyebiliriz" dedi. Yılın son çeyreğinin konut alıcıları için bekleme döneminden aktif surece geçme dönemi olarak değerlendirilebileceğini belirten Katırcı, "Mortgage kredi faiz oranlarının yüzde 1 'in üzerinde seyretmesi ile kendi projelerimizde aslında yatırımcı müşterilerden ziyade yaşama amaçlı satın alan müşterilerin daha fazla alım yaptığını gözlemledik. Konut stoğu belirli bölgelerde şişkinlik gösterirken, alıcılara 2016 yılı başlarında güzel fırsatlar sunan kampanyalar ile stoklar eritilmeye çalışılacaktır. 2015 yılında satılması planlanan ancak satışı gerçekleşmeyen konutlar 2016 yılında tekrar daha yakın teslimat tarihi ile daha uygun koşullarda yeniden arz edilecektir" açıklamasında bulundu. 2015 yılının ekonomik ve politik süreçleri ile oldukça hareketli bir yıl olması nedeniyle yatırım için satın alma adetlerinin oldukça azaldığını belirten Katırcı, 2016 yılında inşaat sektörünün yeni projeler ile tekrar ivme kazanacak bir sürece gireceğini düşündüğünü söyledi.

Can Ekşioğlu: "ikinci el konutların hızlı büyüyeceği bir yıl olacak"
ERA Gayrimenkul Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Can Ekşioğlu da, Türkiye'de toplam 1 milyon 250 bin gayrimenkul alım satım işlemi yapıldığını belirterek, bu işlemlerin, 5 milyar dolarlık gayrimenkul satış hacmine karşılık geldiğini söyledi. Bu yıl ikinci el konutlara çok ciddi talep beklendiğinin altını çizen Ekşioğlu, "Birinci eldeki konut arzı artarak devam ediyor ama ikinci ele daha yüksek oranla artış var. Burada yabancıların da payı var Yabancıların payı giderek artıyor. Potansiyel çok yüksek, yabancıya 15-20 bin konut satışı Türkiye için önemli bir rakam değil. İngiliz, Alman ve Ruslar'ın güneyde alımları devam ediyor. 2016'dakı beklentiler, kurumsal yatırımcı girişi, yabancıların ilgisi ikinci eli daha da popüler hale getirecek" diye konuştu. Çıkması sektör tarafından dört gözle beklenen yasa tasarısının çok önemli olduğuna dikkat çeken Ekşioğlu, konunun yedi yıldır konuşulduğunu söyledi Ekşioğlu "Konuyla ilgili Bakanlıkla görüşüldü. Bu yıl Emlak Yasası'nın çıkmasını bekliyoruz. Öncelikler değişse en önemli konu. Lisansa ihtiyaç var bu işi yapmak için Herkes komisyoncu olabiliyor Türkiye'de, herkes emlakçı olabilir. Alıcı satıcı arasında çok büyük problemler çıkabiliyor ipotek, tapu yapısında ciddi sıkıntı oluyor. Çok mağdur insan var. Ciddi davalar var konuyla ilgili Aracılar bunu ortadan kaldıracak. İkinci elde fiyatlar daha gerçekçi, ikinci ele yatırım yapmak daha mantıklı. Yanılma olasılığı ikinci elde daha az" dedi.

Türkiye'de yılda 600 bin konutun el değiştirdiğine dikkat çeken ERA Gayrimenkul Türkiye Koordinatörü Mustafa Baygan da, bu yıl, bu rakamın çok üzerine çıkılacağını ıfa321 Dünya İnşaat com tr Aktüalite de etti. İkinci elin tercih edilmesinin nedenlerinin başında pazarlık yapma sürecinin geldiğini belirten Baygan. "Birinci el arzı adetsel olarak düşmüş olabilir, ikinci el bu yüzden daha revaçta. Şehir merkezinde yer kalmadı, gelişim akslara doğru kayıyor. İran da müthiş bir pazar Türkiye için, orayı unutmamak gerekiyor. Daha önce Türkiye'den ev alan Iranlılar'ın iki yıl içinde tekrar alım yapması bekleniyor. 2 milyon turist geliyor İran'dan, önemli bir ülke olacak Türkiye için. İranlılar'ın gayrimenkul yatırımı yapan kitlesinin yüzde 40'ı konut alımı için gelecek. 1.5 milyon konut satışını zorlayabiliriz 2016'da. Çin'in beklendiği kadar kötü sonuçlar vermemesi, seçim atmosferinin geride kalması, Güneydoğu'daki acıların geride kalacak olma beklentisi 2016'ının iyi bir olmasına neden olacak" diye konuştu.

Gayrimenkulun en çok kazandıran yatırım enstrümanı olduğunun altını çizen Baygan, altının son beş senede birinci sıradayken son yılda gerilediğini hatırlattı.. Baygan "Gayrimenkulun ilk sıraya yerleştiği bir dönemdeyiz. Yurtdışıyla kıyasladığımızda konut fiyatları yüksek değil. Metrekare fiyatlarına baktığımızda bunun böyle olduğunu görüyoruz. Türkiye'de daha 10-15 yıl konut fiyatları artmaya devam edecek" dedi.

Hakan Erilkun: "Emlak sektörü 2016 yılında yüzde 15 büyür"
Altın Emlak Genel Müdürü Hakan Erilkun ise, tüm alıcı kitlenin 'bekle-gör' pozisyonuyla 1 Kasım seçimlerinin ardından alım sürecinde tüm piyasalara adeta can suyu pompalamasına neden olduğunu söyledi. Mortgage faizlerinde yavaş yavaş başlayan düşüş seyrinin de bekletilen likiditenin yeniden piyasada dolaşıma geçmesinde etkili olduğuna dikkat çeken Erilkun, "Hareketliliğin realiteye beklenen oranda dönmesi için yılsonuna kadar zamana ihtiyaç var. Çünkü alım kararlarının hayata geçirilmesi, devlet politikalarından, genel ve bölgesel yeni teşviklere ve mortgage faizlerine kadar birbirine bağlı onlarca faktörün zincirleme etkisiyle ilintili bir durum. Ancak tüm belirtiler ekonominin emlak ve inşaat temelli yeni dev yatırımlarla büyüyeceğini açıkça gösteriyor. Kentsel dönüşüm kapsamında 6,5 milyon konutun yenilenmesi kent merkezlerindeki hareketliliği körüklüyor. Yalnızca büyükşehirlerde değil en uç noktalarda bile dev proje yatırımlarının hayata geçirilmesiyle bugün 100 binden fazla şantiye faaliyet halinde. Kaldı ki Türkiye'nin global değerinde muazzam bir artışa neden olacak Avrasya Tüneli, 3'üncü Köprü, Şehir Hastaneleri, 3'üncü Havaalanı gibi dev yatırımların tamamının 2016'da faaliyete başlayacak olması da zaten sektörün 2016'da yılında minimum yüzde 15 büyüyeceğine işaret ediyor" açıklamasında bulundu. Türkiye'nin yalnızca inşaat ve emlak üretiminde değil emlak geliştirmede de büyük bir ivme gösterdiğine dikkat çeken Erilkun, şunları söyledi:

"Türkiye emlak geliştirmede de çok ciddi bir yol alıyor. Özellikle AVM pazarı son 10 yılda dört kat büyürken bugün 394 olan AVM sayısı yıl sonunda 411'e ulaşacak. 1/3'ü yabancıların elinde bulunan AVM'lerin cirosu 90 milyar TL'yi aşıyor. 2016'da bu oran yeni ve aç bölgelerde açılacak AVM'lerle beraber minimum yüzde 15 artacak, kiralanabilir alan büyüklüğü de yükselecektir. Kaldı ki şu anda Adıyaman, Ağrı, Amasya, Ardahan. Bartın. Bayburt, Bingöl, Burdur, Çorum, Erzincan, Gümüşhane, Hakkari, İğdır, Kars, Kırşehir, Kilis, Muş, Niğde, Rize, Sinop, Sivas, Sımak, Tunceli ve Yozgat'ta AVM bulunmaması da buradaki kullanılmayan potansiyelin küçük bir göstergesi.''

"Konut, AVM ve ticari gayrimenkul öne çıkacak"
Perakende pazarının büyüme hızına da değinen Erilkun, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'de perakende pazarının büyüme hızı yüzde 8, AVM'lerde kiralanabilir toplam alan ise 10 milyon 100 bin metrekare. AVM pazarının yüzde 30'dan fazlası yabancılara ait. Araplar başta olmak üzere pek çok AVM yabancı gruplar tarafından satın alınıyor. Buradaki rantı gören pek çok yatırımcı özellikle ihtiyaç olan ve üç büyükşehrın dışında kalan noktalara odaklanıyor. İstanbul'da ise Basın Ekspress yolu ve Hadımköy yatırımların odak noktası olacak. Özellikle Kanal İstanbul güzergahındakı bölgeler yeni yatırım ve projelerle en az yüzde 35 pirim yapacak ve emlak fiyatları alım gücünü en üst çıtalara taşıyacak. Emlak sektörü 2016 yılında genel itibarıyla yüzde 12 oranında büyüyecek, bunda en büyük dilimi konut ve özellikle AVM'ler ile ticari projeler alacak."

Dünya İnşaat Dergisi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner36