Hakan Gümüş, HAS-DBN Yatırım Ortaklığı'nı anlattı!
Atiye Residence'ın bir kentsel dönüşüm projesi olduğunu dile getiren HAS - DBN Yatırım Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Gümüş; 'Kâğıthane bizim uzun süredir incelediğimiz bir bölgeydi. Çünkü biz merkezde veya merkeze yakın lokasyonlarda olmayı arzu ediyoruz. Biz ne yaptığını bilen bir grup olarak bu yola çıktık. Gayrimenkul sektöründe yapacağımız kalıcı projelerle marka olmayı hedefliyoruz' dedi.

HAS-DBN Yatırım Ortaklığı nasıl oluştu?
HAS-DBN Yatırım Ortaklığı, Kâğıthane'deki Atiye Residence projesini yapmak üzere Ankaralı işadamlarının İstanbul'daki yatırımları için oluşturduğu bir birliktelik. Ankaralı Has Metal ve DBN Mühendislik İstanbul içi boş yabancı kelimelere çok alışmış vaziyetteyiz. Biz Türkçe bir isim olsun diye oldukça uğraştık. Atiye ismi de Kâğıthane'deki Atiye Sultan Sarayı'ndan geliyor. 70 milyon TL yatırımla Kâğıthane'de hayata geçen Atiye Residence projesi 2+1 formatta 102 metrekare alana sahip 108 daireden oluşuyor. Bu proje spor alanları, çocuk oyun alam ve peyzaj alanıyla keyifli bir hayat sürmeye müsaade edecek her türlü ihtiyacın karşılandığı bir proje olarak geliştirildi.

Kâğıthane gibi bir lokasyonda neden ofis değil de konut yapma ihtiyacı duydunuz?
Çünkü Kâğıthane'de çok fazla ofis var. Kâğıthane aslında Maslak'ın alternatifi olarak geliştirildi. Ancak bu A Plus ve B ofis projelerinin henüz tamamı dolmadı, bazıları da inşaat halinde. Bunlar dolduğu zaman konut ihtiyacı hâsıl olacak ve uzakta oturan kişiler Kâğıthane'de kendi oturabilecekleri nitelikte konut aramaya başlayacaklar. Bizde bu noktada devreye girmiş olacağız. Bu açıdan buradaki büyük ofis ve otel projelerinin çok kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Aynı zamanda 2017 sonunda açılacak olan Kağıthane metrosu ve lokasyonun avantajları bizi burada konut yapmaya sevk etti. Dolayısıyla biz ne yaptığını bilen bir grup olarak bu yola çıktık.

Satışlarınız nasıl gidiyor?
Projemiz çok ciddi bir ilgi görüyor. Biz Mart ayında satışa çıktık ve temel atılmadan satışlarda yüzde 50Tere yaklaştık. Projenin bitiş tarihi ne zaman? Şuanda kaba inşaatı hızlı bir şekilde ilerliyor. Eylül-Ekim döneminde artık katlar görünmeye başlayacak. Projenin bitiş tarihini de Aralık 2017 olarak belirledik. Sürdürülebilirlik anlamında sektörü nasıl değerlendiriyorsunuz? İnşaat sektöründe en önemli sürdürülebilirlik satabileceğin ürünü geliştirmek ve nakit gücün nispetinde bir projeye başlamak. Bizim sektörümüzde çok fazla şirketin büyük meseleler yaşamasının en büyük sebebi nakit sıkışıklığı. Çünkü planladığı dönemde veya planladığı yüksek ücretlerde satış yapamıyor. Sürdürülebilirliğin birinci koşulu gerçekçi olmak. Siz gerçekçi olduğunuz ölçüde, gayrimenkulu bildiğiniz ölçüde ve açgözlü olmadığınız ölçüde başarılı olursunuz. Bizim en büyük sürdürülebilirlik stratejimiz merkezi lokasyon peşinde olmamız, biz satabileceğimizden emin olduğumuz yerlerde iş yapmaya çalışıyoruz. Umarım bundan sonra gayrimenkul sektöründe oyun kurallarını değiştirecek işler üretiriz. Çünkü bu kadar büyük paraların döndüğü bir sektörün çok daha doğru ve iyi yönetiliyor olması lazım. Biz kendi yönetim şeklimizle gayrimenkul sektöründe farklılık oluşturmak istiyoruz.

Konut dışında farklı projeleriniz olacak mı?
Farklı projeler olabilir. Ancak gayrimenkul çok lokal bir iş, şimdi gayrimenkulle ilgili genellemeler yaparak çok büyük laflar ediliyor ama bunların hiçbiri muteber değil, sebebi de belli. Çünkü gayrimenkul anlamında Kâğıthane ile Beylikdüzü'nün veya Nişantaşı'nın hikâyesi bambaşka. Dolayısıyla İstanbul'dayken bile İstanbul'un bölgelerini çok iyi tanıyor, hikâyesini çok iyi biliyor ve nereye gittiğini öngörüyor olmanız lazım. Zaten bunu becerirseniz aklı başında iş çıkıyor. Biz genel olarak konut üretmek için yola çıktık, burada özelleşmek istiyoruz. Elbette farklı gayrimenkul projeleri de üretilebilir. Ama gayrimenkul projelerinin de bazı modaları vardır. 2000'lerin başında AVM'ler, 2010'larm başında ofisler patladı ve herkes bir anda İstanbul'da ofis üretmeye kalktı. Yine bir dönem oteller peşine düştük, iki senedir de öğrenci yurtları tartışılıyor. Dolayısıyla gayrimenkul anlamında her şeyin bir dönemi ve furyası var ama konutun hiçbir zaman ne modası geçer, nede yavaşlar. Bölgeyi doğru seçerseniz asla geriye dönmez ve sürekli yatırımcısına kazandırır.

Ülke olarak zor dönemlerden geçiyoruz. Genel olarak nasıl bir tablo görüyorsunuz, bunun gayrimenkul sektörüne yansıması sizce nasıl olacak?
Türkiye bizim çok mantıkla, akılla anlatamayacağımız kadar ilginç direnç noktaları olan bir ülke. Bu millet gerçekten çok ilginç bir millet ve tarih boyunca yediği her türlü tokada, her türlü ihanete rağmen var kalma refleksini ve stratejisini gösterebilmiş bir millet. Ben bu milletin bu refleksine çok güveniyorum ve bu milletin bir parçası olmaktan gerçekten gurur duyuyorum. Hele ki şu son dönemde yaşadıklarımız bize çok fazla şey ispat etti. Elbette dışarıda farklı ülkelerin sizlerle ilgili planlan olabilir. Mühim olan bunlara karşı nasıl tepki verdiğiniz. Ben Türkiye'nin son dönemde çok güzel bir birleşme gösterdiğini düşünüyorum. Buradan çok olumlu mesajlar ve sonuçlar çıkartabiliriz. Eğer başka müdahaleler olmazsa veya erken engellenirse Eylül dönemine çok iyi girebileceğimizi düşünüyorum. Çünkü bu tip dönemlerde milletler olağanüstü refleksler verebilir. Ben Türk milletinin de bunu vereceğini görüyorum. Ağustos ve yaz dönemi gayrimenkul için zayıf geçer, o yüzden Eylül sonu Ekim başı ne konuştuğumuz çok kritik. O dönemde eğer ki gayrimenkul güzel şeyler konuşuyorsa, gayrimenkul satışları iyi gidiyorsa o zaman bu işin önü açıktır. Umarım o dönemde herhangi bir kilitlenme yaşanmaz. Çünkü birçok proje planlarını aslında o döneme göre yaptı. Ekim döneminde birçok yeni proje satışa çıkacak, bu yeni projelerin hepsinin de müşteriler tarafından güven duyularak almıyor olması lazım. Eğer bu gerçekleşirse bizim için keyifli bir dönem başlamış olur. Kötümser ve karamsar olmanın hiçbir zaman bir faydasının olduğunu görmedim. Bu ülkede kötümser ve karamsar olmaktan daha kolay bir şeyde yok. Bu ülke hiçbir zaman Avrupa devletleri ölçeğinde stabil bir ülke olmayacak. Bunu bilmek, anlamak, burada bu şartlarda iş yapmak ve yaşamak zorunda olduğumuzu bilerek devam etmek zorundayız.

Gayrimenkul yatırım fonları hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bunun sektöre yansıması nasıl olacak?
Gayrimenkul yatırım fonu, aslında Türkiye'de var olmayan gayrimenkul finansmanını var etme yöntemi. Bu hem riskinizi bölen hem çok büyük paranız olmadan da yatırım yapmanızı sağlayan bir yöntem. Kurulan gayrimenkul yatırım fonları henüz emekleme aşamasında olan sistemi üretmeye çalışıyor. Elbette ağır giden veya daha iyi gitmesi gereken dönemler, yöntemler var. Ancak gayrimenkul yatırım fonları aslında Türkiye'deki gayrimenkul finansmanında kurtuluşu. Son on, on beş senedir inşaatçılar devamlı proje yapıp satıyor, satamadığında da hep beraber kilitleniyorsunuz. Bu kez devreye banka kredisi, faktöring ve tefeci silsile giriyor. Buda sağlıklı bir durum değil, fahiş faizler ödüyorsunuz ve şirketler inanılmaz sıkıntılar çekiyor. Doğru olan projeye başlamadan bu finansmanın çözülmesi ve belki o projenin fiili olarak yüz tane ortağının olması. Dolayısıyla bütün bu süreçler olumlu işliyor yeter ki yabancının güveni tekrar geri gelsin. Şuanda yabancılar sahneden silinmiş durumdalar. Buda Türkiye'deki taşların yerli yerine oturması, hukuk sisteminin tekrar olması gerektiği gibi işler hale gelmesi ve insanların sisteme olan güveniyle alakalı. Bunun yanı sıra yabancı basındaki ve yabancı kamuoyundaki Türkiye'nin olumsuz algısına bir şeyler yapmamız lazım. Türkiye yabancı basın tarafından hiç hak etmediği olumsuz bir muamele görüyor. Buralar toparlandığı zaman gayrimenkul yatırım fonları çok daha anlamlı, çok daha yerli yerine oturmuş bir halde yürümeye devam edecek.

 Kentsel dönüşümü genel anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz? 
Kentsel dönüşümle uğraşmak bir inşaat şirketi için pek keyifli değil. Kanunun zorlayıcı olarak devreye girmediği bir senaryoda kentsel dönüşümün oturması çok kolay değil. Türkiye'nin 1950'lerden itibaren gelen çok ciddi bir gecekondu problemi var. Bunların legalleşmesi, tapulaştırılması, alt yapısının yapılması gibi problemler var. Bu kadar büyük alanların olduğu, bu kadar bölünmüş, parçalanmış bir meseleyi iki, üç senede çözmeniz zaten mümkün değil. Ada dönüşümü zorlansaydı daha nitelikli alanlar üretilecekti. Ama buraya doğruda bir gidiş var. Kamunun biraz daha güven verici ve düzenleyici olarak işin içinde olması lazım. 


Plus Haber Dergisi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner36